Ekibimize Katılın !!!
Bir gün, gökyüzü artık kararmayacak. Çünkü yıldız kalmayacak. Evrenin geleceğini düşündüğümüzde, akla hep bu ürkütücü sessizlik gelir. Peki gerçekten son böyle mi olacak? Yoksa evren, kendi ölümünden sonra bile bir şekilde yeniden mi doğacak?
Evrenin kaderi, tıpkı bir kalp atışı gibi iki şeye bağlı: genişleme ve enerji. Yaklaşık 13,8 milyar yıldır evren genişliyor. Ama genişlemenin hızı sabit değil, giderek artıyor. Buna neden olan gizemli bir güç var: karanlık enerji. Bu enerji, galaksileri birbirinden uzaklaştırıyor ve evrenin dokusunu yavaşça geriyor.
Eğer karanlık enerji hep böyle davranmaya devam ederse; yıldızlar bir bir sönecek, galaksiler birbirinden kopacak ve sonunda evren ısı ölümüne sürüklenecek. Bu senaryoda evrende enerji eşit dağılacak, hiçbir şeyin çalışmasına izin vermeyecek kadar homojen bir karanlık dengeye ulaşılacak. Ne madde, ne ışık, ne zaman… Her şey donacak. Bu, termodinamiğin ikinci yasasının nihai sonucudur; entropi, yani düzensizlik, en yüksek noktaya ulaşır. Ama bazı bilim insanları farklı bir hikâye anlatıyor.
Eğer karanlık enerji bir gün zayıflarsa, evrenin genişlemesi durabilir ve ardından Büyük Çöküş (Big Crunch) başlayabilir. Galaksiler geri döner, evren kendi üzerine bükülür ve her şey yeniden tek bir noktaya sıkışır. Kulağa yıkım gibi geliyor ama belki de bu bir yeniden doğuşun başlangıcıdır. Bazı modeller, böyle bir çöküşün ardından yeni bir “Büyük Patlama” olabileceğini, evrenin döngüsel bir şekilde yeniden doğabileceğini öne sürüyor.
Bir başka olasılık ise Büyük Yırtılma (Big Rip) denilen daha dramatik bir son. Eğer karanlık enerji zamanla güçlenirse, galaksilerden yıldızlara, yıldızlardan atomlara kadar her şeyi parçalayan bir kozmik gerilme yaşanabilir. Evren, bir kumaş gibi kendi ipliklerinden ayrılır. Zamanın sonu, bir an değil, bir çözülüş olur.Bu senaryoların her biri matematiksel olarak tutarlı, ama hiçbirinin kesinliği yok.Çünkü evrenin kaderi, karanlık enerjinin doğasına bağlı ve biz hâlâ onun ne olduğunu bile bilmiyoruz.Belki bir gün, uzak bir uygarlık, yıldızsız bir gökyüzünde laboratuvarında hâlâ deney yapan bir bilim insanı, “Zaman bitiyor” diye not düşecek defterine. Ama belki de o an, sadece bir başka evrenin başlangıcına açılan kapıdır.
Evrenin geleceği hakkında konuşmak aslında kendimiz hakkında konuşmaktır. Çünkü her yıldızın ölümü, bizim içimizdeki elementlerin de kaderini taşır ve belki, sonsuz karanlıkta bile, yeniden doğacak bir ışığın tohumunu gizliyor olabiliriz.
Dyson, F. J. (1979). Time without end: Physics and biology in an open universe. Reviews of Modern Physics, 51(3), 447–460. https://doi.org/10.1103/RevModPhys.51.447
Caldwell, R. R., Kamionkowski, M., & Weinberg, N. N. (2003). Phantom energy and cosmic doomsday. Physical Review Letters, 91(7), 071301. https://doi.org/10.1103/PhysRevLett.91.071301
Steinhardt, P. J., & Turok, N. (2002). A cyclic model of the universe. Science, 296(5572), 1436– 1439. https://doi.org/10.1126/science.1070462