Ekibimize Katılın !!!
“Aşk” dediğimiz şey, beyinde bir anda başlayan kimyasal bir zincirleme reaksiyon gibidir. Birini gördüğümüzde dopamin ve adrenalin gibi maddeler hızla artar, vücut resmen alarm moduna geçer. Ve sonrasında serotonin dengesi değişir, kişi istemeden karşı tarafa daha fazla odaklanmaya başlar. İlişki ilerledikçe oksitosin ve vazopressin gibi hormonlar devreye girer ve bu sefer heyecandan çok bağlanma ve güven hissi baskın hâle gelir.
Aşkın başlangıç evresinde dopamin salınımı artar. Dopamin, beynin ödül merkezlerini aktive ederek haz, motivasyon ve tekrar etme isteği oluşturur. Bu nedenle kişi, karşı tarafa yönelik yoğun ilgi ve sürekli düşünme eğilimi gösterebilir. Aynı zamanda adrenalin ve nöradrenalin artışı kalp atışının hızlanması, terleme ve heyecan gibi fizyolojik belirtilere yol açar.
Bu dönemde serotonin düzeylerinde değişim gözlenebilir. Serotonin dengesindeki bozulmalar, obsesif düşünce biçimlerine benzer şekilde kişinin karşı tarafa yoğun şekilde odaklanmasına neden olabilmektedir.
İlişki daha uzun süreli hâle geldiğinde ise bağlanma süreçlerinde etkili olan oksitosin ve vazopressin ön plana çıkar. Oksitosin, sosyal bağ kurma ve güven duygusunu artırırken vazopressin uzun süreli bağlılık ve partner sadakati ile ilişkilendirilir.
Ve özetle aşk, beynin nörokimyasal sistemlerinin birlikte çalıştığı kompleks bir biyolojik olaydır. Lakin, bu süreçlerin bilimsel olarak açıklanabilir olması, aşkın insanlar üzerindeki güçlü etkisini azaltmak bir yana biyolojik düzeyde ne kadar kapsamlı bir değişim yarattığını da gösterir.
Acevedo, B. P., Aron, A., Fisher, H. E. ve Brown, L. L. (2012). Uzun süreli yoğun romantik aşkın sinirsel ilişkileri. Social Cognitive and Affective Neuroscience, 7(2), 145-159.
Bartels, A. ve Zeki, S. (2000). Romantik aşkın sinirsel temeli. NeuroReport, 11(17), 3829-3834.
Carter, C. S. (1998). Sosyal bağlanma ve aşka nöroendokrin bakış açısı. Psychoneuroendocrinology, 23(8), 779-818.
Esch, T. ve Stefano, G. B. (2005). Aşkın nörobiyolojisi. Neuroendocrinology Letters, 26(3), 175-192.