Ekibimize Katılın !!!
“Her şey zehirdir, önemli olan dozdur.” Aslında, bu cümleyi ilk duyduğumuzda kulağımıza abartı gibi geliyor ama düşününce günlük hayatımız tam olarak bunun örnekleriyle dolu.
Mesela: su. Hayatımızdaki en temel ihtiyaç değil mi? Ama, aşırı içtiğinde vücudunun dengesini bozabiliyor. Ya da oksijen… Onsuz yaşayamayız ama fazlası hücreler için zararlı olabiliyor. Yani zararsız dediğimiz şeyler bile belli bir noktadan sonra sorun yaratabiliyor.
İlaçlar da aslında bu çizginin tam ortasında duruyor. Bir ilacı aldığında, vücudunda belirli bir etki oluşturması için doğru miktarda olması gerekiyor. Buna terapötik doz deniyor. Ve o sınırı geçtiğinde aynı ilaç bu sefer fayda sağlamak yerine zarar vermeye başlıyor. Yani ilaç ile zehir arasındaki fark bazen sadece birkaç miligram.
Bunun arkasında da tamamen kimya var. Aldığımız maddeler vücuttaki reseptörlere bağlanarak etki ediyor. Doğru miktarda olduğunda her şey kontrollü ilerliyor. Lakin, doz arttıkça sistem bunu tolere edemiyor ve denge bozuluyor. Sonuç ise yan etkiler, hatta toksik etkiler.
Bence bu konunun en çarpıcı yanı şu: Aslında doğada iyi ya da kötü madde diye kesin bir ayrım yok. Aynı madde, doğru kullanıldığında tedavi edici olabilirken yanlış kullanıldığında zararlı hâle gelebiliyor.
Kısaca: Mesele ne aldığın değil ne kadar aldığın. Çünkü, seni kurtaran şeyle seni zehirleyen şey çoğu zaman aynıdır fark ise sadece miktarında saklıdır!
Calabrese, E. J. (2008). Hormesis: Why it is important to toxicology and toxicologists. Environmental Toxicology and Chemistry, 27(7), 1451–1474.
Calabrese, E. J., & Baldwin, L. A. (2003). The hormetic dose-response model is more common than the threshold model in toxicology. Toxicological Sciences, 71(2), 246–250.
Dosemeci, M., Blair, A., & Stewart, P. A. (2002). Dose–response relationships in occupational studies. American Journal of Industrial Medicine, 42(6), 522–531.